Ayşe tatilde 9


 Odamda bugünü yazarken, kapalı  pencereden martı sesleri geliyor. Bana gına geldi. Şu adına şiirler yazdığım martılar var ya onlar. Şiirimi geri çekiyorum. İnsana neşe verdiğini düşündüğüm kuşlar kabusum oldu. Uyumak olanaksız. Tam içim geçiyor derkeeen, bıyak bıyak sesler, hiç durmuyor, hiç susmuyorlar. Sanki her beş dakikada dışarıda teenager(genç) bir kız çocuğu tecavüze uğruyor. Ay ay aya yapma  yapma ay ay ay... Bir telaş, bir ukalalık…  Hay sesi kesilesiceler delirttiler! Bir sıkıntıları var bu kuşların ama ne?

Bu sabah Torquay sahiline gittim. Burada deniz sabah altı yüz metre kadar gidiyor, akşam geri geliyor. Sanatçılar tüm sahile kocaman kumdan heykeller ya da resimler yapıyorlar akşam hepsi siliniyor. Sahil duvarında, keyifli, hoş bir kalabalık batırıyor güneşi.

Bu şehre bir düzine ortodontist diş hekimi gerekli. Herkes dişlek, niye yaptırmazlar ki? Bizim memlekette sıpaların dudağı hafif kalksa doktordayız.

Burada Türkiye'yi sevme şeklimi ve nasıl sevdiğimi anladım. Şey gibi, nasıl desem; bütün zorluklarına, eziyetine rağmen tutkuyla birine aşık olmak gibi. Bir yarın kızar, bir yarın sever, bir yarın kalk git der, diğer yarın kapıdan döner. Ne onunla ne onsuz, böyleymiş. Gitsem bir çok sorun, kalsam onlarsız olamam dediğim sizler.
İnanın bir ay içinde bir saniye sıkılmadım. Küçücük bir odada televizyonsuz,radyosuz...
Ohhh! Dedim. Kafam, gözlerim, ellerim dinlendi. Her gün biri saçma sapan sebeple ölüyor, biz televizyon karşısında çekirdek çitleyip seyrediyoruz, ilk beş bölümden sonra kendini tekrarlayan dizilere mahkum çay içmeler, korna sesleri, siren ciyaklamasına rağmen masamızda meyve sepetleri...
Son olarak cumhur başkanı seçimlerinde, ekmelediler, sekmelediler, elediler, belediler. Olmadı, olmaaaaz. Sap yiyip saman sıçmak tam bizim memlekete göre. Yandı, gülüm keten helva.

Torquay ya tekne ile gittim. Ya rab, bu insanların birbirini itip kakmadan iniş binişlerine hayranım. Bunların çocukları ağlamıyor, köpekleri havlamıyor, adamlar kadınlara yol ortasında bağırmıyor.
Bu arada ben de kendimi tanıyorum. Yolda tanımadığıma selam vermemişim, kaldırımdan yürümemişim, sıraya girmeyi hiç bilmiyormuşum.   Ürgüp'te hangi dükkana girsem, biraz bekleyecek olsam patronun sesi gelir " hoop oğlum Ayşe hanıma bak! Sen geç apla,". Ne yapayım alıştırılmamışım...
Önce kahvaltı için güzel bir pastaneye gittim. Geleneksel bir çörekleri var, et ve soğan var içinde,( ha İngiliz halkının çok yaşaması, soğan ve sarımsaktan olabilir, acayip tüketiyorlar) Çörek, çok başarılıydı.
Julie ve diğer kızlar her gün çaylarına süt koyuyorlar, ben de bir deneyim dedim. "One pie and tea with milk pelase" (bir börek ve sütlü çay) dedim. Salak, evde denesene 2 paund ( 7.5 tl) verdiğin çayı niye çip edersin.
Etlerin ve soğanların midemdeki sütün varlığına bir anlam vermemeleriyle içim karışık,  akşam oldu…

İngiltere Uruguay’a yenildi.

Bu gün her şey ters gitti ama yazmayacağım. Yazarsam yenilenir, yazmazsam unutulur. Yemeğe yetişmek için acele ediyorum. sabah Julie’ye “I can stay late in the evening,Can you spare my food,” “yemeğimi ayırsanız, akşam geç kalabilirim” dedim. cümleyi yanlış mı söyledim bilmem, donuk sıfatıyla baktı,” Dinner is at 7 o'clock”, (yemek 7 de Ayşe) dedi. Bizim sorunumuz disiplinsizlik.
Yatağın içinde oturup çalışırken ayağım uyuştu. Kalkıp elimi yüzümü yıkadım.Fincanda kahve telvesi kalmış, yüzüme peeling yapayım dedim. Katerina kapıyı tıkayıp giriverdi. Bir bağırış sormayın. Martina geldi, gülmek için bahane arıyorlarmış. katıldılar.

Bu gün babalar günü 16 Haziran 2014. Babam evde hasta yatıyor, lösemi. Annemle alışverişe çıktık, ve döndüğümüz de bir kalabalık var kapının önünde. Bütün akrabalar orada. Birisi var bahçede çeşmenin yanında duruyor, “öldü” dedi. “Yaaa biz giderken iyidi ” dedim. Çitlerin üzerinden atlayıp bağırmaya başladım. Rüzgar ağzımdan çıkan kelimeleri uçurdu. Doğuş’u Didem’i gördüm seslendim, kalabalıktan çıkıp yanıma gelemediler. Yüreğimde bir yangınla uyandım. Babam gideli bir yıl olmuş.
Ailemizin babası kardeşim Mustafa’ya mesaj yazdım.

“Wishing you a lovely father’s day. Enjoy with your children”



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

iki fotoğrafın yolculuğu

Kızıma