Ayşe tatilde 6


Öğlen yemeğine geldim yemek dediğim bir dilim peynir ekmek. Pradip aşağıda, öyle bizim gibi "kızlar gelince dolaptan bir şeyler alsınlar, garipler" falan yok. Mutfak kapısı saat on da kilitleniyor. Dün epeyce bir tartıştılar, bu sabah ikisi de ıslak saçlarla sırıtarak geziyordu.
Eşşek değiliz ya anladık!
Neyse ,  Fidan bir macera yaşamadan gelme diye tembih etti. Oooo ne yakışıklılar olacak okulda dedi. Okulun ilk günü kantine girdim bom boş, sadece salonun ortasındaki masada bir yakışıklı gülesim geldi güldüm. Adam ona güldüğümü düşünerek güldü. Burada herkes birbirine gülüyor. Kaderim mi acaba? Bunun için mi dil dil diye tutturdum derken birileri geldi sınav yaptılar. Heyecandan dizlerim titredi. Lisede Mr Brown, Mrs Brown maceralarından anımsadıklarım gelmiyor aklıma. Kem küm ne dedim bilmem Beginner 4 part (acemi, dördüncü bölüm) diye bir kitap tutuşturdular elime. Sonra  yakışıklı, başka sınıfa düştü, yanında kısa saçlı lezbiyen tipli Alman kadınla da işi pişirdi sanırım. Teneffüslerde beraber geziyorlar.

Bir hafta sonra ki pazartesi sürpriziii!!! Yakışıklı, benim sınıfa gelmiş hem de yanıma oturmuş ama yanında kadın da var. Tanışıldı, anladık ki kadın evli adı Juliet Alman. Bunlar ikisi de Almanca konuşuyor ya bu yüzden teneffüslerde bıdı bıdı ediyorlarmış. Adam Viyanalı Peter. Bildiğin Peter, ben de Heidi Haydiiiiii! Alplerde gezeriz ne güzel. Ögretmenim Peter'i soluna aldı bir poz fotoğraf çektirdi sonra, sit next to Ayşe's. ( ne dedi? Ayşe'nin yanına otur dedi.)
Peter benim gurupta partner, sonra ben bu Peter'e gıcık oldum, benden beter anlamıyor salak mı ne. Gözümden düştü ama o bunu bilmiyor. Zaten alman kadın da pek yüz vermez oldu.
Bu arada "hangi şehirleri seversiniz " diye bir soru sordu teacher, herkes kendi şehrini söylüyor, ben aynen şöyle elimi uzattım Peter'e bakarak I love... Dedim kaldım. Şehrin adını unuttum Viyana diyeceğim ama elim Peter'i işaret ediyor, kal geldi. Bütün sınıf ooooooo, Ayşaaaaaa(çoğu arap ya) diye bağırıyor. Ben gülmekten düzeltemiyorum. No, no, mo saçmalıyooom.  Pıytııı ( peterin söylenişi)   tutuldu, içinden "eyvah çattık ya, karıya bak manyak mı ne, taktı mı ne?" diyo. Allahtan teneffüs geldi, adam kendini dışarı attı, alman kadın beni ayıpladı mı ne! Hani Viyana’yı da görsem, görsem de özlesem, unutamasam, gondollarda aşk gecelerim, operalarda hoş sedalarım olsa anlayacağım. Amaaan! İnsan oğlu bir tuhaf.


Kim elim yanmasın diye üç tane plastik  bardak fazladan koyar çayın altına? Tabii ki bir Türk, önümde duruyor. İri kıyım bir oğlan, garanti kocaman binalar yapan, devletten aldığı hak edişi harcayacak yer bulamayan bir müteahhit oğlu, hemen arkamı döndüm çıktım kantinden. Bahçeye hiç çıkamıyorum, Pıytııı var, sınıfa döndüm, ağzım kurudu...

 Akşamüstü Paignton  sokaklarında dolaştım. Sahil bu saatlerde çok güzel. Sabah kıyıda olan deniz akşam geri gidiyor. İnsana bir hüzün çöküyor. Gitme gel desem! 
Ayşe tatilde 6

Öğlen yemeğine geldim yemek dediğim bir dilim peynir ekmek. Pradip aşağıda, öyle bizim gibi "kızlar gelince dolaptan bir şeyler alsınlar, garipler" falan yok. Mutfak kapısı saat on da kilitleniyor. Dün epeyce bir tartıştılar, bu sabah ikisi de ıslak saçlarla sırıtarak geziyordu.
Eşşek değiliz ya anladık!
Neyse ,  Fidan bir macera yaşamadan gelme diye tembih etti. Oooo ne yakışıklılar olacak okulda dedi.
Okulun ilk günü kantine girdim bom boş sadece salonun ortasındaki masada bir yakışıklı gülesim geldi güldüm. Adam ona güldüğümü düşünerek güldü. Burada herkes birbirine gülüyor. Kaderim mi acaba? Bunun için mi dil dil diye tutturdum derken birileri geldi sınav yaptılar. Heyecandan dizlerim titredi. Lisede Mr Brown, Mrs Brown maceralarından anımsadıklarım gelmiyor aklıma. Kem küm ne dedim bilmem Beginner 4 part (acemi, dördüncü bölüm) diye bir kitap tutuşturdular elime. Sonra  yakışıklı, başka sınıfa düştü, yanında kısa saçlı lezbiyen tipli alman kadınla da işi pişirdi sanırım. Teneffüslerde beraber geziyorlar.

Bir hafta sonra ki pazartesi sürpriziii!!! Yakışıklı, benim sınıfa gelmiş hem de yanıma oturmuş ama yanında kadın da var. Tanışıldı, anladık ki kadın evli adı Juliet Alman. Bunlar ikisi de Almanca konuşuyor ya bu yüzden teneffüslerde bıdı bıdı ediyorlarmış. Adam Viyanalı Peter. Bildiğin Peter, ben de Heidi Haydiiiiii! Alplerde gezeriz ne güzel.
Peter benim gurupta partner, sonra ben bu Peter'e gıcık oldum, benden beter anlamıyor salak mı ne. Gözümden düştü ama o bunu bilmiyor. Zaten alman kadın da pek yüz vermez oldu.
Bu arada "hangi şehirleri seversiniz " diye bir soru sordu teacher, herkes kendi şehrini söylüyor, ben aynen şöyle elimi uzattım Peter'e bakarak I love... Dedim kaldım. Şehrin adını unuttum Viyana diyeceğim ama elim Peter'i işaret ediyor, kal geldi. Bütün sınıf ooooooo, Ayşaaaaaa(çoğu arap ya) diye bağırıyor. Ben gülmekten düzeltemiyorum. No, no, mo saçmalıyooom.  Pıytııı ( peterin söylenişi)   tutuldu, içinden "eyvah çattık ya, karıya bak manyak mı ne, taktı mı ne?" diyo. Allahtan teneffüs geldi, adam kendini dışarı attı, alman kadın beni ayıpladı mı ne! Hani Viyana’yı da görsem, görsem de özlesem, unutamasam, gondollarda aşk gecelerim, operalarda hoş sedalarım olsa anlayacağım. Amaaan! İnsan oğlu bir tuhaf.


Kim elim yanmasın diye üç tane plastik  bardak fazladan koyar çayın altına? Tabii ki bir Türk, önümde duruyor. İri kıyım bir oğlan, garanti kocaman binalar yapan, devletten aldığı hak edişi harcayacak yer bulamayan bir müteahhit oğlu, hemen arkamı döndüm çıktım kantinden. Bahçeye hiç çıkamıyorum, Pıytııı var, sınıfa döndüm, ağzım kurudu...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

iki fotoğrafın yolculuğu

Kızıma