Ayşe tatilde 8
Hayvanat bahçesine gittim. Darıca'da burnumuzun dibinde alası var, gitmeyiz,nedense?! Anabel ve ben! Ne alaka İsviçreli, on altı yaşında, sessiz, çilli, güzel, ilkeli, ciddi bir kız. Sınıf arkadaşım. Bahçe çoook güzel, daha çok halkın gezeceği, dinleneceği, serin, hoş bir yer. Fakat hayvan çeşidi çok olsa da hepsinden bir tane, beni kesmedi... Bizim memlekette kapısında TBMM yazan binadakiler daha korkunç, different, komik, stuped, renkli bence!
Maymunlara bayıldım. Bir tek onlar ailece yaşıyorlar. İnsanın maymun olası geliyor. Oooooohh iki dönüm bostan yan gel Osman. Stres yok, isteyen çiftleşiyor (aman ne cilve ne cilve), isteyen yuvarlanıyor, oynaşan yavrular, bit ayıklayan babalar. Bir de tabii, bizden çoook masumlar.
Hani gezginlerde sırt çantası, şapka ve elinde su şişesi olur ya ben de aynı pozda olayım dedim. Bahaneyle su içerim. İki pound(7 tl) ta kıyıp su aldım. İyi güzel de her on beş dakkada bir çiş geliyor. Ay öldüm, ağaçların arasında dolana dolana tuvalet aradım. Hayvanat bahçesinde görmediğimiz tuvalet kalmadı.  Anabel bu duruma ne yorum yaptı bilemeyeceğim. Çıkışında bir dükkan var. Ev kadınları ikinci el eşya ve kıyafetlere bakım yaparak çok ucuza satıyorlar. Geliri de hayvanat bahçesinin bakımına harcanıyor. Ne güzel, Avrupalılar bizi kıskanıyorlar ya o yüzden böyle çalışıyorlar!
Şimdi cuma günkü son maceramı anlatınca, siz zaten Allah aşkına Ayşe sen çık gel Türkçe konuş, yarım yamalak konuş bize yeter diyeceksiniz.
Teacher soruyor "ne olmak istersiniz" şunu mu? Bunu mu?
Söylüyorsun, sonra tekrar soruyor Why? (Niye?)
Ben hakim olmak isterdim, dedim.  Memleketimdeki adalet terzisini dengede tutmak mümkün olsun isterim diyemedim çünkü anlatmaya dilim yetmez, yüreğim hiç yetmez.
Teacher'im bir ara döndü tekrar sordu.
“Ayşe,do yo want reverend (din adamı olmak ister misin?) “Haydaa.
__ No.
__Why?
Hemen translate mi açtım. Kolay bir yanıt olsun istedim.Yazdım, “sıkıcı” demek istiyorum.
(İ) lerin azizliğini unuttum acele ile kafamı kaldırdım cevap verdim
“Fucked
Aaaa! Ben ne dedim ya! Sudiler, arabiler, Ayşaaa Ayşaaa, högüle mögüle oooo
ayşa şaş şa şa hüğ...diye homurdandılar. Ne dedim anam ben? Tekrar baktım ki amanın olamaz! Vay vay vay bütün imamlara… Neyse ki sevgili teacher'im durumu anladı ders bitti neyse ki araya weekend (Hafta sonu) girdi
Son dersti, Anabel’i kolundan tutup zor çıktım sınıftan.Ancak hayvanat bahçesi keser bu durumu unutmak için.
Pazartesi günü kızgın Arapları serinletmek için sınıfa türkü söyleyerek girdim. “Allah Allah Allah bu nasıl sevmek… Allah Allah Allah bu nasıl gülmek… insan değil buu, sanki bir melek


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

iki fotoğrafın yolculuğu