Yaşamda sanatla yoğrulan insanlar kimseye zarar veremezler. Onlar barışın, kardeşliğin temsilcisidir.





1 ekim 7 ekim arasında teos ormancı tatil sitesinde bir edebiyat kampı düzenlenmiş. Kızımın önerisiyle hemen biletimi aldım. Gittiğimde  otel sahiplerinin ve çalışanlarının ilgisi beni çok mutlu etti. bu etkinliği düzenleyen Gülşah Elikbank  pırıl pırıl genç bir kadın . Sekiz kitap yazmış ve birgün gazetesinde yazıyor. Her şeyi öyle güzel organize etmiş ki hiç bir aksilik yaşanmadı.
Işıl Özgentürk ;yedi gün boyunca bizimle birlikteydi. Her sabah bizden önce kalkıyor, saat 10 dan 13’e kadar bize sinemayı,fotoğraf okumayı,öykünün ritmini anlattı. Öğleden sonra bizimle dersleri izledi. Akşam yeniden hepimizle tek tek ilgilendi, gece yarısına kadar deniz kenarında yakılan ateş etrafında şarkılar söyledi.Yetmiş yaşında bir kadın için müthiş bir enerji.Hepimize güç verdi.




İnci Aral; yaşam sırlarını, nasıl yazdığı, ne zaman yazamadığı günleri anlattı. Okumamız gereken kitapları önerdi. Yıllar önce Ölü Erkek Kuşlar kitabını okuduğumda sarılmak istediğim kadınla aynı sofrada olma lüksüne sahip oldum.
Yekta Kopan; Gümüşlük Akademide de bir hafta yazma seminerine katılmıştım. Yerinde duramayan, her cümlesini beynimize kazıyan söylemleri ile kendine hayran bıraktı. Ülkemizdeki okuma oranı, sebepleri ve sonuçları istatistiklerle anlattı. O gün,Hatice Aslan da bizimle not tutarak geçirdi misafirliğini.
Enver Aysever ; Tam da o televizyonlarda seyrettiğiniz, heyecanlı, kabına sığamayan,dilini tutamayan genç adam. Ülkenin edebiyatının, kitap serüveninin tarih içinde tersine yolculuğunu, karşılaştığı engelleri anlattı. Haklı kızgınlığını inandıklarından hiç ödün vermeden sürdürüyor.
Mario Levi; Onunla da Gümüşlük akademide çalışmıştık. Hep sevecen, güleç kapı komşunuz gibi. Bir tanımdan tip oluşturmayı, karakterlerin yaşadığı topluluğa ve coğrafyasına uyumlu olması gerektiğini, bilgi sahibi olmadığımız konuda yazmamamız gerektiğini anlattı.Sıcacık sohbetleriyle üç gece geçirdik.
Müge İplikçi; İşte kampın benim için en güzel sürprizi. Bu kadar mı içten, gayretli olunur. Sadece bir kaç saatte, bir öykünün omurgasının nasıl oluşturulacağı, kahramanın nerelerde sahne alacağı, üç eşikte sorulacak soruları,öyküde kusur, çatışma, kurtuluş ve yazının özgürleşmesini basit bir şablonla anlattı. Hepimize sarılıp öptü, İstanbul'a davet etti, koşarak uçağına yetişti. Arkasından hayranlıkla bakakaldım. Ama yok bu tanışma burada kalamaz, İstanbul kitap fuarında buluşacağız.
Onur Behramoğlu ve Onur Caymaz doğrusu isimlerini bildiğim ama pek de fikrim olmayan iki genç adam. Şimdi ise hayranlıkla, dilim damağım kuruyarak herkese anlattığım bu çocuklar için “benim otelime de gelecekler:), illaki istiyorum, gelsinleeeer. Doyamadım ” diyorum. Bu yaşta okudukları, yazdıkları kitaplara, dünya yaşam ve edebiyat kültürü, dil bilimi üzerine yaptıkları konuşmalara hayran kaldım. ilk defa içimi umut kapladı. Ama beş çocuk yapan cahil topluluğa nasıl yetişecekler zor, çok zor.
Gün batarken yaptığımız tekne gezisinde  Onur Behramoğlu’ndan şiir dinlemek, cam gibi koylarda yüzmek, son gecemizde Onur Caymaz ve güzel eşi Aslı ile sohbet etmek, veda konuşmaları, adres almalar, samimi  davetlerle ruhumu yıkadım. Katılımcıların hepsi efsunlu bir uyumla kaynaşıverdi. Şimdi cep telefonunda yazışıp duruyorlar. Biliyorum zamanla tek tek ayrılınacak ama gönlü güzellikten, barıştan geçen bu gençlerle bir gün, bir yerde mutlaka kesişecek yollarımız.
Valizimde ne mi getirdim? yukarıda seyrettiğiniz videoda göreceksiniz. Meraklısı, bu liman ve tersane kenti hakkında İnternette bulduğum aşağıdaki yazıyı okuyabilir.


Yaklaşık M.Ö. 600 yıllarında Thales, on iki İon kentinin merkezi olarak Teos’un seçilmesini önermiştir. Ancak Thales’in önerisi kabul görmemiştir. Teos, deniz ticaretinden dolayı hızlı bir şekilde gelişmiş ve çok geçmeden halkının büyük bir bölümünü Phokaia’ya ve Ephesos’a gönderecek duruma gelmiştir.
Teos antik kenti çok erken bir dönemde coğrafik konumundan dolayı büyük bir ticari önem kazanmıştır. M.Ö. 6. yüzyılda bu önemli ticari ilişkilerin izleri, Eski Mısır’a kadar takip edilebilmektedir. Kent, ticari amaçla Nil Deltası’nda yer alan Naukratis kentinin kurulmasında rol oynamıştır. M.Ö. 545 yılından sonra kent, Pers komutanı Harpagos’un eline geçmiştir. Teos, İon birliğinin bir üyesidir. Ancak bu dini ve politik birliğin Pers Kralı II. Kyros’un Batı Anadolu’daki Eski Yunan şehirleri üzerindeki baskısını kıramaması sonucu, birçok Teos’lu M.Ö. 543 yılında kenti terk etmiş ve Trakya Bölgesi’ndeki Nestos deltasında yer alan ve daha sonra önemli bir koloni şehri olan Abdera kentini (günümüzde İskeçe yakınında) kurmuşlardır. Abdera M.Ö. 5. yüzyılda yaşamış ünlü filozof Protagoras ile Demokritos’un vatanıdır. Bazı yazıtlar aracılığı ile iki kentin arasındaki ilişkinin çok yakın olduğunu ve Teos’ta alınan yasal kararların Abdera’da da geçerli olduğunu bilmekteyiz. Teoslular, Abdera’nın dışında M.Ö. 544 civarında Kuzey Karadeniz kıyısında Phanagoria kentini de kurmuşlardır.
Söz konusu göçe rağmen Perslere karşı sürdürülen M.Ö. 494 yılındaki Lade Deniz Savaşı’nda Teos, İon donanmasına 17 gemiyle sayı bakımından en büyük desteği veren kentlerden birisidir. İon Ayaklanması’nın Persler tarafından bastırılmasından sonra Teos, tekrar Pers yönetimi altına girmiştir. Ancak Teos, M.Ö. 479 yılında Mykale Deniz Savaşı’nda Eski Yunan Donanması’nın galip gelmesiyle Pers yönetiminden kurtulabilmiştir. O zamandan itibaren Teos, Attika-Delos Deniz Birliği’nin bir üyesidir ve bu birliğe 6 talent gibi yüksek bir vergi ödeyecek kadar varlıklıdır.
Peloponnesos Savaşları’nın son 8 yılı süresince Atina ve Sparta söz konusu bu zengin şehri oldukça zarara uğratmışlardır. Spartalıların Pers desteğiyle zafere ulaşmasından sonra, Anadolu’daki diğer Eski Yunan şehirleri ve Teos gibi, Spartalılar da Pers Büyük Kralı’nın iktidar isteğine karşı gelmişlerdir. Fakat M.Ö. 387/6 yılındaki Antaldikas Barışı ile Teos tekrar Pers yönetimi altına girmiş, ancak kent Büyük İskender (M.Ö. 334) ile birlikte tekrar özgürlüğüne kavuşmuştur. Büyük İskender Teos’u bir kanalla İzmir Körfezi’ne bağlamayı tasarlamıştı.
M.Ö. 304 yılında tüm İonia Bölgesi’nde etkin olan deprem sonucu olasılıkla Antigonos Monophthalmos Lebedos ile Teos kentlerini synoikismos ile birleştirmeyi planlamış ancak söz konusu bu plan uygulanamamıştır. I. Attalos yönetimi altında Teos, Pergamon Krallığı’na bağlanmıştır. M.Ö. 3. yüzyıldan 2. yüzyıla geçişte Teos kenti, artık Pergamon Krallığı’na bağlı değil, ancak görünüşte III. Antiokhos’un yönetimi altındadır. Çünkü Teoslular’ın tapınakları için sığınma hakkı ayrıcalığına ilişkin ricaları bir Seleukos elçisi tarafından Roma Senatosu’na iletilmiştir. Ancak M.Ö. 192-188 yıllarındaki Suriye Savaşı’nda Teos, Roma ve Pergamon Krallığı’na karşı yer almıştır ve bu yüzden de Apam sonra tekrar Pergamon Krallığı’na bağlanmıştır. M.Ö. 133’de III. Attalos’un vasiyet yoluyla topraklarını Roma’ya bırakmasıyla birlikte Teos, Roma topraklarına dâhil edilmiş ve M.Ö. 129 yılında Roma’nın Asia Eyaleti düzenlemesi ile bu eyalet içerisinde yer almıştır. Teos antik kentinin Roma Dönemi’nde de önemini sürdürdüğü antik kentteki mimari faaliyetlerden anlaşılmaktadır. Hıristiyanlık Dönemi’nde Ephesos metropolitliğine bağlı bir piskoposluk merkezidir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

iki fotoğrafın yolculuğu

Kızıma